Anasayfa arrow Michel Gaude
Michel Gaude Yazdır
Değerli Konuklar,
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği, mültecilerin kötü yaşam koşulları üzerine görüşlerimi sunacağım konferansa katılmak benim için büyük bir onur ve zevktir. Burada BMMYK Türkiye Ofisi’ni temsil etmek benim için bir ayrıcalıktır. BMMYK, mültecilere koruma sağlamak ve onların sorunlarına çözüm bulmak göreviyle dünya hükümetlerine yardım etmek üzere BM tarafından Aralık 1950’de kuruldu. 1951’de BMMYK göreve başladığında üç yıl içinde mülteci problemlerinin çözülebileceği düşünülüyordu. Bu yanlış bir varsayımdı. 1954’te görevimiz beş yıl daha uzatıldı ve sonra bir beş yıl daha böyle devam etti. Bugün BMMYK 116 ülkede, 9,9 milyon mültecinin ve 12,8 milyon ülke içinde yerinden edilmiş insanın dahil olduğu 32,9 milyon kişiye yardım ediyor.

Mülteciler, insan haklarına her yerde saygı duyulmayan ve mükemmel olmayan bir dünyada yaşadığımızı bize gösteriyor. Bugün hâlâ milyonlarca insan, üyesi oldukları sosyal gruplar veya siyasi görüşleri, etnik kimlikleri ve dini inançları yüzünden bulundukları yerlerden kaçmak zorunda kalıyor. Sığınma, yani mültecileri korumanın bir insan hakkı olup olmadığı hâlâ bir tartışma konusu. Ancak bize göre, mültecilerin korunması tartışma kabul etmez bir insan hakkıdır. Mülteci koruması; insan haklarının inkar edildiği ve bu yüzden insanların kaçmak zorunda kaldıkları bir durumda, insanların haklarını yeniden kazanmasının telafi edici bir yoludur. Böylece eziyet görenlere davranış şeklimiz, insan haklarına gösterdiğimiz saygı seviyemizi ölçmenin de bir yoludur.

BMMYK, 1950’lerde geçici olarak mütevazı bir bütçe ile ve az sayıda kişiyle kuruldu. Türkiye’de ise, 1961’de küçük bir ofiste tek bir çalışanla Ankara’da bir irtibat bürosu olarak kuruldu. Bugün Türkiye’de biz yaklaşık 60 kişi görev yapıyoruz ve Ankara, İstanbul, Van ve Silopi’de ofislerimiz var. Temsilciliğimiz, Türkiye hükümeti ve Türk toplumu ile mültecilere yardım etmek üzere sıkı bir iş birliği içinde. Son 45 yıldır BMMYK, ülkelere fon desteği sağlanması yoluyla yüklerin paylaşımı konusunda önemli bir rol oynuyor ve mültecilerin yerleştirilmesi konusunda Türkiye’yi destekliyor. Son zamanlarda yetkili kurumlara, pratik ve uluslararası hukukla bütünlük içerisinde bir koruma sistemi geliştirilmesi konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Hanımlar, beyler, sadece birkaç aydır sizin güzel ülkenizdeyim ve itiraf etmeliyim ki, Türk insanının ihtiyacı olanlara yönelik misafirperverliği ve cömertliği beni gerçekten çok şaşırttı ve mutlu etti. Ayrıca Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak istikrarsız bir bölgeye komşu olduğu özel coğrafi konumunun da farkındayım. Mülteci yaratan ülkelerle sınırınız var. Bunun bir sonucu olarak Türkiye, burada yaşamak isteyen veya burayı geçerek Avrupa ülkelerine gitmek isteyen milyonlarca insanın geçiş yolu haline geliyor. BMMYK jargonunda buna çoklu/karışık göç diyoruz ki, bunun içinde ekonomik çaresizlikten dolayı yurtlarını terk eden birçok insanla birlikte, zulüm gördükleri için ve hayatlarını kurtarmak üzere ülkelerinden kaçmak zorunda kalan insanlar da var. BMMYK, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine veya Suriye, Ürdün gibi komşu ülkelerle birlikte Türkiye’ye de geçmesine neden olan Irak’taki durumdan dolayı özellikle endişelidir ve bu insanlarla ilgilenmektedir.

Türkiye’nin önemi, büyüklüğü ve kapasitesini göz önüne alarak BMMYK, hükümeti ve aynı zamanda sivil toplum örgütlerini bize katılmaları için teşvik etmektedir. BM’nin bir ülkesi yok. Vergi yükümlüleri, gelir getirecek doğal kaynakları yok. Sonuçta yalnızca toplumlar ve devletler, kendi ülkelerinden kaçmak zorunda kalanlara etkili yardım ve koruma sağlayabilir. Küresel olarak farklı ihtiyaçlarla karşılaşıyoruz. BMMYK beş kıtada mültecilere destek oluyor ve çalıştığımız çoğu yer, gelişmemiş ve oldukça yoksul. Bu nedenle, sizin hem küresel hem yerel dayanışmanıza ihtiyacımız var. Tahmin ediyorum ki, hepimiz BMMYK’nın kısıtlı fonlarını Afrika kıtasındaki ülkelere Türkiye’den daha fazla ayırması gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu nedenle Türkiye’deki mülteci korumasına ve onların yaşam koşullarının nasıl geliştirilebileceğine beraberce eğilmemiz gerekiyor. Örneğin; bazı mülteciler Türkiye’de çok uzun süre geçirmek zorunda kalıyor. İnsanların yaşamlarını sürdürmek için yardım ve bağışlara muhtaç olmamaları önemlidir. İnsanların dilenci gibi yaşamalarını engellemeliyiz. Böylece, onların emek piyasasına ulaşabilirliklerini önemsemeliyiz. Bu yalnızca insan haysiyeti ile ilgili bir konu değil, bundan çok daha fazlasıdır. Bu insanlar başkaları için bir yük haline gelmemeli, daha ziyade, ev sahibi olan toplumun bir parçası olarak görülmelidir. Burada İHH’nın benimle aynı görüşü paylaşmasından dolayı çok memnunum ve teşekkür etmek istiyorum.

Sonuç olarak, biz korumanın imajını değiştirmeliyiz. BMMYK ve kişisel olarak bana göre, zulme uğradığından dolayı bir ülkeye sığınan kişi, o ülke için yük değil aksine bir onurdur. Bu, “Burası insanların haklarına saygı duyulan bir yerdir” diyen bir kişinin yargısını vurgular. Bu açıdan Türkiye, bu insanların bu ülkeyi tercih etmelerinden dolayı gurur duyabilir. Ve ben bu ülkede çalışmaktan dolayı gurur duyuyorum.
İHH’ya bu konferansı düzenlediği için tekrar çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bizden daha az şanslı ve ait oldukları ülkeyi terk etmek zorunda kalmış insanların yaşamlarını iyileştirmek için bu yapıcı diyalog ve fikir alışverişi için hepinize çok teşekkür ederim.
Mültecileri korumak benim görevim!
Mültecileri korumak sizin göreviniz!
Mültecileri korumak bizim görevimiz!
* BMMYK Türkiye Temsilcisi