Fuat Özdoğru | Dünyada mülteci hareketleri, Türkiye'nin konumu ve mültecilerin karşılaştıkları sorunlar |
|
|
Dünyadaki mülteci hareketleri, mültecilerin karşılaştıkları sorunlar ve Türkiye’deki mülteci problemlerini verilerle açıkladığımızda mültecilik sorunu bütün yönleriyle anlaşılacaktır. MÖ 3600 yılından bu yana kayıtlı tarihte 14.500’ün üzerinde büyük savaş olmuş ve bu savaşlarda dört milyarın üzerinde insan ölmüştür. Bu, şu anki dünya nüfusunun üçte ikisine eşittir.
1945’ten bu yana vuku bulan savaşlardaki can kaybının %90’ını siviller oluşturmaktadır. I. Dünya Savaşı’nda bu oran %10, II. Dünya Savaşı’nda %50 olmuştur. Savaşların planlanması ve uygulanmasında erkeklerin ağırlığı bulunmaktadır, ancak bu savaşlarda en çok zarar görenler, kadınlar ve çocuklardır. BM kaynaklarına göre, 1999’da dünya güçleri sadece ordularını harekete geçirmek için yaklaşık 719 milyar$ harcadılar. Bu miktarın 520 milyar$’ı Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri tarafından harcandı. Bu rakam, şu anda dünyadaki mutlak fakirliği yok etmek için gerekli olan paranın 14 katıdır. Bazı istatistiki veriler Tüm dünyada kadın cinayetlerinin yaklaşık %70’i, genellikle suiistimale dayalı bir ilişki bağlamında, eşler tarafından işlenmektedir. Her yıl sınırlar arasında iki milyon kadın ve kız çocuğunun ticareti yapılmaktadır. 90 milyondan fazla Afrikalı kadın ve kız çocuğu kadın sünnetinin mağdurudur. Çeşitli ülkelerde -çoğu Asyalı- en az 60 milyon kız çocuğu, cinsiyet konusunda yapılan tercih sonrasında kürtaj, bebek katli ya da ihmal sonucu kayıp durumdadır. Nüfus hareketleri ve nedenleri Dünyada birçok nedenden dolayı pek çok insanın hayatı her geçen gün daha da zorlaşmakta ve milyonlarca insan geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmaktadır. İnsanlar bazen bir seçim olarak ekonomik nedenlerle, bazen de iç çatışmalar, savaşlar, doğal afetler, insan hakları ihlalleri ve benzeri nedenlerle zorunlu olarak bulundukları yerleri, ülkelerini terk etmek durumunda kalmaktadırlar. Günümüzde anavatanları dışında yaşayan insanların sayısı 200 milyonu bulmaktadır. Bu rakam, dünyanın beşinci büyük ülkesi olan Brezilya’nın nüfusuna eşit. Şu anda dünyada BMMYK’nın ilgi alanında yaklaşık 10 milyon mülteci ve 13 milyona yakın kendi ülkeleri içinde yer değiştirmek zorunda kalan insan vardır. Nüfus hareketlerinin karmaşıklığı ülkelerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biridir. İnsanlar bazen daha iyi bir yaşama kavuşmak için bazen de zorunlu nedenlerle yerlerini terk ediyorlar. Zorunlu nedenlerle yerlerini terk edenler BM tarafından mülteci olarak adlandırılıyor. BMMYK da bu mültecilerin haklarını savunmakla yükümlü bir yapılanmadır. Çoğu zaman göçmenler ve mülteciler birlikte seyahat ediyorlar fakat gerekli olan pasaport ve benzeri belgenin yokluğu/eksikliği sebebiyle bu insanlar sınırlardan geçemiyorlar. Sınırlarda alınan sıkı önlemler, mülteci durumunda olan insanların güvenliğe erişimini engelliyor. Oysa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. maddesi “Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.” diyerek bunun bir hak olduğunu ortaya koymaktadır. Mülteci kimdir? Mülteci, 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne göre, 1951 yılından önce Avrupa’da meydana gelen olaylar nedeniyle ırkı, dini, milliyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti, siyasi düşünceleri nedeniyle kendi ülkesinde zulüm görmekten haklı bir korku duyan, bu korku sebebiyle ülkesinden kaçmak zorunda kalan, başka bir ülkeye sığınan kişi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımın içinde önemli olan iki nokta; mültecinin kendi ülkesinin dışında olması ve haklı korku duymasıdır. İnsanlar üç şekilde mülteci olabilirler 1. Münferit (individual) mülteciler: İnsanlar münferit olarak kendi ülkelerinden çıkıp başka bir ülkeye gittiklerinde ve sığınma talebinde bulunduklarında münferit mülteci sayılırlar. BMMYK’da veya sığındığı ülkede statü belirleme görüşmesine tabii tutulduktan sonra ya mülteci statüsü alırlar ya da reddedilirler. 2. İlk bakışta (prima facie) mültecilik: Toplu nüfus hareketlerinin olduğu zamanlarda gündeme gelir. BMMYK veya ilgili ülkeler, tek tek herkesle görüşme yapamazlar ve ilk bakışta herkesi mülteci olarak kabul ederler. Çünkü insanların ülkelerinden çıkış nedenleri bellidir. Mesela savaş durumu bunun bir sebebi olabilir. Irak Savaşı’nın ardından orta ve güney Irak’tan Türkiye’ye gelenler buna bir örnektir. 3. Yerinde mülteciler (refugee sur-plus): Kişi ülkesini bir zulüm, savaş vb. sebeplerle terk etmeyip başka bir ülkeye öğrenci, turist gibi sebeplerle gidebilir. Daha sonra kendi ülkesindeki şartların değişmesiyle bulunulan ülkede sığınma talep edip mülteci olarak kalabilir. BMMYK’nın görevleri BMMYK, ilk olarak mültecilerin güvenliğe ulaşmalarını, hayatlarının tehlikede olduğu bölgelere geri gönderilmemelerini ve temel insan haklarından yararlanmalarını sağlamak için uluslararası koruma sağlamakla görevlidir. İkinci görevi ise, mültecilerin sorunlarına kalıcı çözüm bulmak konusunda hükümetlerle birlikte çalışarak onlara yardımcı olmaktır. BMMYK üç şekilde mültecilere yardımcı olabilmektedir: - Ülkelerinde sorunları çözülen mültecilerin gönüllü geri dönüşlerini sağlayarak (Kosova, Bosna ve 1991’de Körfez Savaşı sonrasında geri dönüşlerde bu uygulanmıştır), - Sığınılan ülkedeki yasal şartlar elverişliyse mültecilerin toplumla entegrasyonunu hatta vatandaşlık verilmesini sağlayarak, - Coğrafi kısıtlamalardan doğan sebeplerle üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeleri sağlanarak (Amerika, Kanada, Avustralya, Avrupa’daki bazı ülkeler ve son zamanlarda Brezilya, geçiş yapılan üçüncü ülkelerdir.). 1951 Sözleşmesi *Her mültecinin, bulunduğu ülkede, özellikle yasal düzenlemelere ve kamu düzeninin korunması için alınan önlemlere uyma yükümlülüğü vardır. (1951 Sözleşmesi, Madde 2) 1951 Sözleşmesi’ndeki mülteci hakları: 1. Irkı, dini inancı ve ülkesi nedeniyle ayrımcılığa uğramama hakkı 2. Vatandaşlarla eşdeğer ibadet etme hakkı 3. Vatandaşlarla eşdeğer temel eğitim ve adalet mekanizmasına erişim hakkı 4. Mülkiyet, barınma ve çalışma ile ilgili düzenlemelerle tanınan haklar 5. 33. maddede yer alan en önemli hak, mültecilerin zorla geri göndermeye karşı korunmalarıdır. Yasa dışı giriş Hayatlarının veya özgürlüklerinin tehdit altında bulunduğu bir ülkeden doğruca gelen, gecikmeden yetkili makamlara başvuran ve yasa dışı girişlerinin veya bulunuşlarının geçerli nedenlerini gösteren mültecilere yasa dışı yollardan girişleri veya bulunuşlarından dolayı ceza verilmeyecektir. (1951 Sözleşmesi, Madde 32) Türkiye, 1951 Sözleşmesi’nin taslağının hazırlandığı konferansa katılan 26 ülkeden biridir. Kuruluş tarihi olan 1958’den beri BMMYK Yürütme Komitesi’nin üyesi ve 1951 Sözleşmesi’ne ve 1967 Protokolü’ne taraf devlettir. Türkiye’nin konumu Türkiye, sığınmacı ve mülteciler açısından hem hedef ülke hem de geçiş ülkesi konumundadır. Bu durum sığınmacı ve mültecilerin karşılaştıkları sorunları ve gereksinim duydukları hizmetleri de farklılaştırmaktadır. Türkiye’deki istatistikler - BMMYK Türkiye Ofisi’nin ilgi alanındaki kişi sayısı: 13.385 - Kabul edilen mülteci sayısı: 8.055 - Sığınmacı sayısı: 5,330 kişi Mültecilerin dağılımı Milliyeti: İranlı: %31, Iraklı: %41, Somalili: %11, Afgan: %7 Cinsiyeti: Erkek: %58, Kadın: %42 Yaş dağılımı: %29 < 18 %71 >18 Mültecilerin yaşadıkları sorunlar Kaçakçılara yüklü miktarlarda para ödeyerek güvenli yerlere gitmeye çalışan mülteciler, ekonomik, yasal, sosyal ve kültürel zorlukların yanında gittikleri yerlerde işsizlik sorunu ve geçim sıkıntısı ile karşı karşıya kalmaktan ötürü çeşitli psikolojik sorunlar yaşamaktalar. Hukuki statülerini çok iyi bilememekten kaynaklanan sorunlar yaşayan mülteciler, ulusal ve uluslararası düzeyde yasal haklarını bilmedikleri için çalışma, ikamet ve sığınma başvuru prosedürü için nereye ve nasıl başvurmaları gerektiğini de bilemiyorlar; ayrıca kimlik ve diğer gerekli belgelerinin olmaması da onlar için yasal sorun teşkil ediyor. Mültecilerin aile ve çevrelerinden uzak kalmaları, farklı bir kültürün içinde olmaları, dil ve okuma yazma bilmemeleri, ırkçı tavırlarla karşılaşmaları, toplum içindeki sosyal statülerini kaybetmeleri, bir topluluğa üyelik hislerini kaybetmeleri, mültecilerin sosyal ve kültürel alanda yaşadıkları sorunların başında geliyor. Ülkelerinde yaşadıkları travmalar, kaçış sürecinde yaşadıkları zorluklar ve korkular, her an yakalanıp sınır dışı edilme korkusu, huzurlarını ve kendine güven duygusunu kaybetmeleri, öfkelerini kontrol edememeleri, yanlış yönlendirilmeleri, çaresiz kalmaları, belirsizlik ve bunun doğurduğu sonuçlarla baş edememeleri, meşgul olacak bir şeyler bulamamaları, giderek artan kaygılar vb. derin psikolojik sorunlara yol açıyor. Mülteciler kaçış sürecinde, kalış sürecinde, üçüncü ülkeye gitme sürecinde yine sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Geliş sürecindeki sorunlar Travmatik yolculuk süreçleri, kaçakçılardan gördükleri kötü muameleler, kimlik yokluğu, belirsizlik, korku, endişe, kalış yeri ile ilgili zorluklar ve her an yakalanma korkusu geliş sürecinde yaşanan sorunların başında gelmekte. Kalış sürecindeki sorunlar Mültecilerin Türkiye’de kalış sürecinde yaşadıkları en önemli sorunlar temel ekonomik ihtiyaçlar olan barınma, beslenme, sağlık, ilaç temini, giyim ve eğitim alanlarında yaşanan sorunlardır. Mülteciler için önemli diğer sorunlar ise yasal sorunlar, sığınma başvurusunda gecikme, Türkiye’de kalış sürecinin belirsizliği, statü alıp alamayacağı gibi konularda yaşanan belirsizlikler, hizmetlerden yararlanamama (çalışma, ikamet, sağlık vb.), yaşamlarını yönlendirmeleri ile ilgili zorluklar ve uzun bekleme süresi şeklinde sıralanabilir. Psiko-sosyal sorunlar, geldikleri ülkeden getirdikleri sorunlar, dil öğrenme gibi ihtiyaçlar, gündelik yaşama/farklı kültüre alışma çabası, aile içi ilişkiler, çevre ile ilişkiler, anksiyete, depresyon vb. problemler de yine mülteciler arasında yaşanan önemli sorunlardandır. Üçüncü ülkeye gitme sürecindeki sorunlar Mülteci olarak kabul edilenler için yeni bir hayat ve yeni bir ülkede dil, gelenekler ve adaptasyonla ilgili yaşanan sorunların yanı sıra ikamet/ceza ücretlerini ödeyememek de önemli bir problemdir. Mülteci olarak kabul edilmeyenlerin insani gerekçelerle sığındıkları ülkede kalmalarına bir süre daha izin verilse de bu kişiler artık BMMYK’nın ilgi alanından çıkar. İkamet haklarının olmaması veya süresinin dolması halinde her an yakalanma ve sınır dışı edilme korkusu yaşarlar. Yaşamlarını yönlendirmekte zorlanan ve başka tehlikelere açık olan (suç, insan ticareti, vb.) bu insanlar genellikle geriye dönüşü istememektedirler. Hayata dair beklentileri azaldığı için kendilerine ve başkalarına zarar verme eğilimleri de artmaktadır. Sığınmacı ve mülteciler arasında en hassas gruplar kadınlar ve çocuklardır. Erkekler ise gittikleri yerlerde yaşadıkları dil problemi, işsizlik, ekmek getiren olma rolünün kaybıyla ilgili sorunlar yaşarken çocukların bu rolleri alması, yaşananlardan sorumlu tutulmaları, aile içi şiddet ve bunun doğurduğu sorunlar, ailelerin parçalanması ve benzeri sebeplerle oluşan psikolojik sorunları olanlar, yaşlılar, zihinsel ve bedensel engelliler ve hastaların özel ihtiyaçları da göz önüne alınmalıdır. * BMMYK İstanbul Temsilcisi |
| Çözüm önerileri |
| Sempozyum videoları |
| İş Birliği Protokolü |
| Muhacirler |
| Mülteci kimdir? |
| Yerinde mülteciler |
| Sığınmacı kimdir? |
| Göçmen kimdir? |
| Vatansız kimdir? |